27625438_547216375644166_3356135602428205624_o
27788188_547215668977570_4557686778916949900_o

Eskrim Turnuvalarında Antrenör Olmak

Eskrim Turnuvalarında Antrenör Olmak

Daha İyi Performans için Eskrimcilerin Yönlendirilmesi

Ed Kaihatsu

2016 yılının Kasım ayında Milwaukee, Wisconsin'deki North American Circuit (NAC) flöre turnuvasında 100 ün üzerinde maç yönettim ve bu sırada ülkenin farklı birçok bölgesinden gelmiş antrenörlerin maç esnasına öğrencilerine verdikleri tavsiyeleri duyma şansım oldu ve bu tavsiye/telkinlerden bazılarına gerçekten inanamadım. Bu durumdan sonra 43 yaşında bir eskrimci ve 34 yıllık bir antrenör olarak konu hakkındaki düşüncelerimi eskrim camiasına aktarmaya karar verdim.

Bu yazı “Antrenörlüğün Kritik Yönleri” ana başlığı altında yayınlanacak yazılarımızın ilk bölümüdür ve üç bölümün tamamında, bir antrenörün eskrim turnuvasını en etkili biçimde nasıl yöneteceğini ve hem antrenörün hem de sporcunun turnuvaya nasıl hazırlanacağı, turnuva sırasında hakemlerle nasıl iş birliği yapılacağı konularını ele alacağız.

Eskrimin en büyük yararı, yaşamın tüm yönleri için farklı beceriler geliştirmenize ve karakterinizi sağlıklı bir şekilde inşa etmenize yardımcı olmasıdır. Özgüvene sahip olmak, iş ahlakı geliştirmek, var olan duruma karşı doğru aksiyonu almak, işleri doğru ve verimli yapmak öğrencilerin becerilerini ve karakterlerini geliştirmek için en önemli unsurlardandır
Birçok insan turnuvalar için antrenörlüğün önemi hakkında konuşurken, turnuvalarda antrenör nüanslarını anlayan ve bu konuda bilgi paylaşımında bulunan insan sayısı oldukça azdır. Antrenörün etkisi, özellikle yarışmacı yoğun stres ve baskı altındayken çok güçlü olabilir.

Hem antrenör hem sporcu için en önemli şey rakipleri tanımaktır. Bununla birlikte, birçok antrenör öğrencilerine sadece maç sırasında ne yapmaları gerektiğini söyler. Bu konuyu kısaca özetleyecek eski bir söz şöyle der: “Give a man a fish, you feed him for a day. Teach a man to fish, you feed him for a lifetime” (Birine balık verin onu gün boyu doyurmuş olursunuz. Birine balık tutmayı öğretin onu ömür boyu doyurmuş olursunuz).

Öğrencilerinizle birlikte, bir önceki müsabakalardaki maçların ve karşılaştığı rakiplerin videolarını izlemek için uygun bir ortam ve fırsat yaratın, bu yalnızca rakip için bir eylem planı oluşturmak amacıyla değil, aynı zamanda sporcunun olayları dışarıdan görmesini sağlayıp kendi taktik fikirlerine yönlendirmek için mükemmel bir fırsattır. Sporcuya birtakım soruların sorulması ve cevap için motive edilmesi oldukça önemlidir. Böylece karşılaştığı zorlu durumlardan nasıl çıkış yolu bulacağını en azından teorik olarak kavramış olacak ve aynı zamanda problem çözme yeteneğini de geliştirmiş olacaktır. Bunun yanı sıra maçtan önce bir eskrimci için en iyi taktik, sakin ve konuya tamamen odaklı olmasıdır. Bu nedenle maç öncesi sporcuyu yoğun taktiklerle doldurup taşmasına neden olmamak gerekir. Bu nedenle öğrencinin derin bir nefes alıp sakinleşmesini ve rahatlamasını sağlayarak açık bir zihin durumuna gelmesi amaçlanmalıdır. Böylece daha sonra ihtiyacı olacağı taktikleri algılamada başarılı olacaktır.

Maç boyunca duruma bağlı olarak yapabileceğiniz şeyler sınırlıdır. Eskrim maçı sırasında konuşmak kurallara aykırıdır. Fakat maç esnasında taktik vermek gri bir alandır ve her iki eskrimcinin de dikkatini dağıtacak derecede sesli yapılan müdahaleler dışında antrenör tarafından verilen ufak ipuçları kabul edilmektedir. Hakemin “dur” ve “başla” komutları arasındaki zaman diliminde oldukça basit ve pozitif yönde verilen taktikler sporcuya yardımcı olacaktır. Şimdiye kadar yapılan çalışmalar, olumlu yönlendirmelerin olumsuz telkinlerden çok daha faydalı olduğu görülmüştür. Bu nedenle öğrencinizi daha çok stres altına sokacak ses tonu, kelime ve davranışlardan kaçınmalısınız. Tavsiyeyi olumlu olarak belirtmeniz esastır. Ne yapmaması gerektiğinden ziyade ne yapması gerektiğini vurgulamalısınız. Çünkü insan algısının genel eğilimi bu yöndedir. Onları motive etmek ve duygusal açıdan ilham vermek için verilen tavsiyeler hep olumlu mesajlardan oluşmalıdır ancak o zaman gerçek anlamda tetiklenebilirler. Benim pist kenarından verilebilecek en sevdiğim taktiklerden bir tanesi şudur “Sadece Güzel Bir Tuş İstiyorum”. Bu söylenen cümle oldukça basit ve karşı taraf için karmaşık olmayan, anlaşılması kolay bir cümledir. Sporcunun zihni skordan ve maçın kimin kazanacağından ziyade, o an yapacağı o tek güzel tuşa odaklanmış olur. Sonra aynı tuştan bir daha ve bir daha yapması istenir. Böylece adım adım istenen pozisyona gelinebilir. Bu verilebilecek basit taktiklerden / motive edici cümlelerden sadece bir tanesidir.

Eleminasyon maçlarında verilen 1 dakikalık aralarda ise verilecek olan taktikler hayati önem taşır ve etkili olmak zorundadır. Çünkü gözlem ve fikirlerinizi iletmek için sadece 60 saniye ya da daha kısa süreniz vardır. Yararlı olabilmek için tartışabileceğiniz birçok şey vardır, ancak ne seçerseniz seçin, MESAJ BASİT VE KOLAY ANLAŞILABLİR olmalıdır! Örneğin, maç hakkındaki gözlemlerinizi tartışabilirsiniz, ancak yalnızca tekrarlamalarını istediğiniz hareketler veya stratejileri belirtmek en iyisidir. Eskrimcinin tecrübesine bağlı olarak, bu anlarda nasıl tavsiyelerde bulunacağınızı ayarlamalısınız. Daha deneyimli bir eskrimciyle, kendi taktik problemlerini çözmeye davet eden sorular sormaya devam edebilirsiniz. Daha az tecrübeli eskrimcilerin bir sonraki periyotta oynanacak maçta kolayca uygulanabilecek açık ve doğrudan tavsiyelere ihtiyaçları vardır. Eğer eskrimci, rakibi tarafından korkutulmuş/sindirilmiş ise ona, bu maçı kazanmayı daha çok kim istiyorsa onun kazanacağını hatırlatın. Eskrim göğüs göğüse yapılan bir mücadele spordur. Teknik, taktik ve kondisyonun yanında psikoloji ve sahip olduğunuz savaşçı ruhunuzla da ilgilidir. Molanın bitimine yakın konuşmanızı cesaret verici bir cümleyle bitirmeye dikkat edin. Basketbol antrenörü Bobby KNIGHT molalarda oyuncularıyla yaptığı konuşmalarda dikkate alınan bölümün çoğunlukla konuşmanın sonunda söylenenlerin olduğunu ifade etmiştir ki bu, tüm branş antrenörlerin hem fikir olduğu bir konudur. Bazı sporcular için basit, olumlu jestler de yeterli olabilir, örneğin "EVET YAPABİLİRSİN” anlamı taşıyan, baş sallama ya da el hareketleri gibi. Bu, öğrencinizi düşündüğünüzden daha fazla etkileyebilir ve güçlendirebilir.

Küçük eskrimciler için ise yukarıda bahsi geçen durumlar için sadece pist üzerinde mücadele etmelerini sağlayacak telkinlerde bulunmanız ve onlara güvendiğinizi hissettirmeniz yeterli olacaktır. Dışarıdan taktik alabilmek belirli bir eskrim tecrübesi ve bilinç gerektirmektedir. Bu nedenle vereceğiniz taktikler onları daha fazla strese sokmaktan başka bir işe yaramaz. Bu yaş gurubundaki sporculara verebileceğiniz en güzel tavsiye, zafer kazanmak kadar kaybetmenin de bu işin bir parçası olduğudur

Eskrim Maçlarında Yaşanan Hayal Kırıklığı ve Olumsuz Düşünce Yönetimi - 1
Eskrim Maçlarında Yaşanan Hayal Kırıklığı ve Olumsuz Düşünce Yönetimi - 2
Eskrim Maçlarında Yaşanan Hayal Kırıklığı ve Olumsuz Düşünce Yönetimi - 3
Eskrim Maçlarında Yaşanan Hayal Kırıklığı ve Olumsuz Düşünce Yönetimi - 4

Eskrim Maçlarında Yaşanan Hayal Kırıklığı ve Olumsuz Düşünce Yönetimi

Eskrim Maçlarında Yaşanan Hayal Kırıklığı ve Olumsuz Düşünce Yönetimi

Dr. Justin Tausig - Aralık 13, 2017

 

Maç sırasında her şeyi doğru yapmanız halinde yine de sonuç elde  edememeniz eskrimin en talihsiz gerçeklerinden bir tanesidir. Yani, iyi bir hareket strataejisi belirleyip doğru mesafe ve zamanlamayla hareketi gerçekleştirebilir, ancak rakibiniz hareket stratejinizin her detayını analiz edip doğru tahmin ettiği takdirde en uygun savunmayı yaparak sizin tuşu/sayıyı kazanmanızı engelleyecektir.

Bu ve benzeri anlarda hayal kırıklığı yaşamak tabi ki çok normaldir. Önemli olan elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak ve limitlerinizi zorlamaktır. Bu yazıda hayal kırıklığımızın performansımız üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerinden bazıları ortaya çıktığı zaman bu duygu için toleransımızı nasıl artırabileceğimiz hakkında konuşacağız.

 

ÖNCE BİR KAÇ DERİN NEFES ALIN:

 

Sayıya ulaşmak için harcanan çaba sonucunda hayal kırıklığı yaşandığında, bu an içindeki içgüdümüz sıklıkla ivme kazanır ve yapılacak olan bir sonraki hareket için her şeyin yolunda gideceği düşünülür. Fakat yine aynı şekilde başarısızlıkla karşılaşıldığında yaşanan hayal kırıklığının etkisi bir öncekinden daha şiddetli olur ve gittikçe işler sarpa sarmaya başlar. Bu döngü, şiddeti artarak devam eder ve sonunda kontrolden çıkmış bir sarmal içinde dönüp dururusunuz. Maça istediğiniz gibi devam edebilmeniz için bu döngüyü kırmanız gerekir ve başlamak için en iyi yerlerden bir tanesi dikkatinizi nefesinize çevirmektir. Birkaç derin nefes alın, aldığınız nefesi doğrudan midenize yönlendirin ve nefesinizi yavaşça verin.

 

 

ESKRİMDE ZORUNLULUK YOKTUR:

 

Hayal kırıklığı, beklentileriniz tarafından sıklıkla daha da kötüleşmesine neden olur. Kendisini ya da antrenörünü diğer sporcu ve antrenörlerden daha aşağı seviyede olduğunu düşünen ve bunu hissettiren birine 5-0 kaybetme durumunda sinirli olmanız doğaldır. Fakat kendinizi şöyle düşünürken bulduğunuzda “ bu rakip oldukça kötü ve zayıf, mutlaka yenmeliyim” bu düşünce yapısı hissedeceğiniz hayal kırıklığınızın daha da yoğunlaşmasına neden olmaktan başka hiçbir işe yaramaz.

“Kazanmalıyım” , “Yenmeliyim” gibi zorunluluk içeren kelimeleri sözlüğünüzden kaldırmanız gerekmektedir. Sayılar, zaferler ve sonuçlar kazanılmış şeylerdir, birileri tarından verilmiş ya da ikram edilmiş şeyler değildir. Spor karşılaşmaları insanları mutsuz ve üzgün yapabilir. Aksi takdirde spor organizatörleri şampiyon olma potansiyeli en yüksek olan kişiyi belirler kupayı, madalyayı ve ödülleri doğrudan ona vererek geriye kalan herkesi bu sıkıcı durumdan kurtarabilirlerdi.

 

 

BULUNDUĞUNUZ ANA ODAKLANIN:

 

Spor bulunduğunuz an içerisinde vuku bulan bir eylemdir. Biri size atak yaptıysa, o an içinde yapmıştır. Ne 5 dakika öncesi ne de 5 dakika sonrasının bir önemi bulunmaktadır. Geçmiş ve gelecek sizi bulunduğunuz zorlu durumdan çıkmanıza yardımcı olamaz. Size yardımcı olacak tek şey, içinde bulunduğunuz an içiresinde yaşadığınız duruma olan konsantrasyon düzeyiniz ve olayı algılama biçiminizdir.

Sinirli ya da endişeli olduğunuzda dikkatiniz, bulunduğunuz “andan” uzaklaşır ve duygularınız üzerinde yoğunlaşmaya başlar. Devamında hakemin başlama çizgisine gelmeniz için yaptığı her çağrıda daha da sıkıştığınızı hisseder ve dikkatiniz bu hisler üzerinde yoğunlaşıp katlanarak devam eder. Rakibinizin her aldığı tuş sonrası, onun ne kadar şanslı olduğunu düşünmeye başlarsınız. Bu olaylar bütünü yaptığımız sporun ayrılmaz bir parçasıdır ve bunlardan kaçamazsınız. Bunların üzerine yoğunlaşmayı bırakıp tüm konsantrasyonunuzu bulunduğunuz ana yönlendirmeniz bu can sıkıcı durumdan çıkmanıza yardımcı olacaktır. Bahsi geçen duruma benzer bir hayal kırıklığı/hüsran yaşadığınızda enerjinizi, yaratıcı çözümler üzerine konsantre olmayı seçebileceğiniz gerçeğini kendinize tekrar tekrar hatırlatmalısınız.

 

MERAK HAYAL KIRIKLIĞINA NEDEN OLABİLİR:

 

Sinirlendiğiniz ve umutsuzluğa kapıldığınız zaman sık sık "neden sinirliyim? sorusunu sorarız ki bu da duygularımıza odaklanmamıza neden olabilir, o an içerisinde sorulan bu soru yararsızdır. Sormanız gereken daha iyi bir soru vardır. "bu konuda şu an ne yapacağım?"

Maçta olan bitenlerle ilgili merak uyandırmak, yararlı cevaplara ulaşmak için harika bir yoldur. Eyleminizi gerçekleştirmek için rakibinize çok yakın veya uzakta mıydınız? Aksiyonunuza çok geç ya da çok erken mi başladınız? Oyun planınız bu rakibe ve duruma uygun muydu? Aksiyonunuzun icrasında teknik olarak eksik bir şeyler var mıydı? Rakibiniz strateji değişikliği yaptı mı? ve aksiyonunuzun başarısız olmasına neden oldu mu?

Bunlar, bir şeylerin neden işe yaramadığını açıklayabilecek bazı olasılıklardır. Ayrıca tamamen analitik olmak, uygulayacağınız bir hareket kombinasyonunu sadece bir senaryo karşısında başarıya ulaşamamasından dolayı değiştirmenize neden olabilir.  Bu sebepten dolayı sinirli olmayın, sadece durumla ilgilenin ve analiz etmeye çalışın.

 

UZUN BİR SÜREYE YAYILMIŞ GERİLİMLE BAŞ ETMEK:

 

Her şey yolunda gittiğinde kendimizi iyi hissetmek kolaydır. Bu zamanlarda, pratik yapmak için oldukça istekli oluruz ve gereken enerjiyi rahatça bulabilir, zorlu antrenmanların üstesinden kolayca gelir ve eskrim sporu anlayışımızı derinleştirebiliriz. İşler iyi gitmediğinde, hayal kırıklığı yaşadığımızda, kendimizi her konu için yetersiz bulup, tüm motivasyonumuzu kaybedebilir ve toparlanmak oldukça zor olabilir. Zorlu antrenmanlar sırasında çabuk yorulur ve bununla birlikte antrenman konusunda yoğun bir isteksizlik durumuyla karşılaşabiliriz. Bununla birlikte, gelişimimize katkıda bulunmak için yalnızca olumlu duygulara güvenemeyiz. Başarılı  bir eskrimci olmak için sürekli olarak çalışmak ve yaşanan bu zorlu durumlarla tüm ruhumuz, beynimiz ve kalbimizle savaşmamız gerekmektedir.Bu nedenle kendinize eskrimi neden sevdiğinizi ve bu sporu neden yaptığınıza dair birkaç satır yazın. Ardından yazdıklarınızı, buzdolabına, çalışma masanızın karşısına ya da banyo aynasına yapıştırın. Bu yazınızla her karşılaştığınızda, yaşanan zorlukların üstesinden geleceğinize ve sonunda pürüzsüz ve aqua renginde bir denizin sizi beklediğine tüm kalbinizle inanın.

 

ESKRİM ANTRENMANLARINDA GERİLİM ve DÜŞÜK MOTİVASYON EĞİTİMİ:

 

Eskrim hayatınız boyunca her şeyi mükemmel ve kusursuz yaptığınız bir eskrim dersi aldınız mı? Eğer öyleyse, size iki seçenek önerebilirim. İlki, sizi antrenmanlarda çok daha zorlayacak yeni bir antrenör arayışına girebilirsiniz, ya da mükemmel bir eskrimci olduğunuz için artık eskrimden emekli olabilirsiniz! Şaka bir yana, yaşanan gerilim, hayal kırıklığı  ve düşük motivasyon antrenmanlarda ön plana çıkabilir ve doğrudan performansınızı etkileyebilir. Bu durumu, antrenmanınızın bir parçası olarak algılamalı ve  yoğun stres ve gerilim altında hedeflenen hareket kombinasyonunu başarıyla yerine getirmek için mücadele etmelisiniz. Bu tarz sıkça yapılan zorlu antrenmanların ve derslerin tekrarı sayesinde, resmi bir maçta karşılaştığınız benzer durumlarla başa çıkmanız çok daha kolay olacaktır.

“Durumsal Karşılaşma” (belirli bir senaryo yaratılmış komba) antrenmanları hayal kırıklığı, gerilim ve düşük motivasyon sorunu üzerinde çalışmak için harika bir yoldur. Örneğin; çok önemli bir maçta (pool karşılaşmasından oldukça iyi çıkmanız gereken bir turnuva) pool karşılaşmalarında son maçınız ve 4-1 geridesiniz, 1.30 dk zamanız var. Bu maçı almak istiyorsunuz fakat skor ve zaman sebebiyle oldukça gergin ve yoğun bir baskı altındasınız. Eğer geçmiş antrenmanlarınızda yaptığınız kombaları benzer bir senaryo yaratarak, gerçeğe en yakın şekilde defalarca tekrar etmiş olsaydınız, bu durumla rahatça mücadele edebilir, üzerinizde oluşan yoğun stres ve baskıyı kolayca ekarte edip, o ana konsantre olabilirsiniz.

 

ÖZET:

 

Sinirli, gergin ya da üzgün olmanız sizin zayıf olduğunuz anlamına gelmez. Bu sizin insan olduğunuzun bir göstergesidir. Her başarılı/elit sporcu bu duyguları hisseder. Önemli olan bu duygularla nasıl mücadele ettiğinizdir. Dikkatinizi, odaklamanız gereken üretken alanlara yönlendirmek için kendinizi eğittikçe, benzer sorunları çok yıpranmadan çözebildiğinizi fark edeceksiniz. Sadece elinizden geldiğinin en iyisini yapın ve limitlerinizi zorlayın.

 

Dr. Justin TAUSIG Kimdir?

Justin ABD Ulusal Eskrim Takımının eski üyelerindedir ve bu kadroda art arda 6 kez yarışma fırsatı bulmuştur ve farklı Dünya Kupalarında madalya sahibidir. Bunun dışında Spor ve Performans Psikolojisi alanında doktora yapmıştır. Fransa’da bulunan Paris Racing Club de France http://www.racingclubdefrance.net/ kulübü sporcularına 11 yıl boyunca eğitim vermiş ve halen birebir rekabet gerektiren spor branşları üzerinde eğitimler vermektedir.

Düello Tarihi ve Felsefesi 1
Düello Tarihi ve Felsefesi 2

Düello Tarihi ve Felsefesi

Düello Tarihi ve Felsefesi

William WILSON

Düello sanatını tam olarak değerlendirebilmek için, öncelikle düello felsefesi anlaşılmalıdır. Bu konuyu daha detaylı anlayabilmenize yardımcı olmak için düello felsefesini Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya'da nasıl algılandığını aktaracağım.
Onur ve Şeref, dönemin (16. Ve 17. Y.Y) süvarileri için büyük bir endişe kaynağıydı. Bu tarz sorunlar genellikle DUELLO yöntemiyle çözülürdü. Düello hakkında tam bir çalışma için Billacois'in "Duel" yazısını okumanızı tavsiye ederim.
Peki düello zaman içinde nasıl gelişti? ve Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya'daki düelloları ne gibi faktörler etkiledi?
Başlangıç için resmi bir düello tanımını vermek akıllıca olacaktır. Düello terimine ilişkin bir tanım şöyle der: "Her iki tarafın da eşit sayıda silaha sahip olduğu mücadeleye neden olan, iki veya daha fazla sayıda birey arasında yapılan karşılaşma” Bunun amacı taraflar arasındaki onur ve şeref konusunu çözüme ulaştırmaktır. Bu amaçla organize edilen düellonun kuralları üzerinde her iki tarafta mutabık kalmalıdır.

Fransa’daki (ve diğer ülkelerdeki) düellolar kavga, bireysel savaş, tartışma veya bir turnuvadan tamamen farklı bir yapıya sahipti. Duello’nun yargısal ve yargısal olmayan olmak üzere iki farklı formatı bulunuyordu. Yargısal amaçla yapılan düellonun orta çağda yapılan karşılaşmaların bir uzantısı olarak düşünülmektedir. Bu tarz düellolar oldukça yaygındı ve özel mekanlarda resmi işlemler için kullanılırdı. Yargı düellosunu örnek vermek için, 17 Şubat 1538'de Fransa'nın Moulins kentindeki karşılaşmanın bir özetini vermek isterim. Bu düello Lion de Barbencois (Sieur de Sarzay), François de Saint-Julien (Sieur de Veniers) arasında gerçekleşmiştir. Sorun Sarzay ile Sieur de La Tour-Landry arasında yıllardır süre gelmekteydi. Sorun Sarzay, La Tour-Landry'nin 1525'te (Sarzay'nin bulunmadığı bir yerde) Pravia savaşında bir korkak gibi kaçtığına dair yemin etmesiyle başlamıştır. Böylece La Tour-Landry'nin onuru bu şekilde tehlikeye girer ve Sarzay'ın bu bilginin kaynağını açıklamasını ve kanıtlamasını talep eder. Sarzay bilgiyi, bu suçlamayı şiddetle reddeden Vanierler’den aldığını beyan eder. Fakat bu durum karşında kimin doğru kimin yalan söylediği anlaşılamamaktadır. Böylece konu Sarzay ve La Tour-Landry ikilisinden çıkıp Sarzay ve Venierler ikilisini geçer. Konu, savaştan kaçışa neden olan korkaklık suçlamasından yalan bilgi aktarma konusuna evrildiği için La Tour-Landry düelloya dahil edilmemiştir. Meydan okumadan sonra, krala düellonun nerede yapılacağı ile ilgili bir yazılı beyanda bulunulur. Bu düello için seçilen yer kasabanın (Moulins) avlusu olur. Duello sırasında Sarzay topuğundan yaralanır ve ciddi oranda kan kaybeder. Kral bu aşamada karşılaşmayı durdurur ve kazananı olmayan bu düelloya son verir. Sonrasında ise La Tour-Landry Paravia savaşından kaçmadığına ve sonraki savaşlarda üzerine düşen tüm görevi her zamanki gibi yerine getireceğine dair yemin eder ve böylece konu kapanır.

Bir yargı düellosu başlatmak için sorumluluk haksızlığa uğradığını iddia eden kişi üzerindedir. 1600'lü yılların başında delloya çağrı veya meydan okuma, ortaçağda olduğu gibi rakibin ayaklarına bir eldiven veya hançer atılarak yapılırdı. Fakat 1600’lü yılların sonuna doğru davet tanıkların önünde sözlü ya da yazılı olarak yapılmaya başlandı. Anlaşmazlığın silah yoluyla çözülmesini talep eden taraflar bir yer belirleyerek bunu ilgili kişiye yazılı olarak bildirmek şartıyla düelloyu organize ederlerdi.

Seçilen alan genellikle karşılaşmanın rahat bir şekilde yapılabilmesi, hakemler ve seyircilerin düelloyu sorunsuz bir şekilde izleyebilmesi için açık avlu ve benzeri yerler tercih edilirdi. Alan belirlendikten sonra yargı düellosu için duyuru yapılır ve düelloyu yapacak olan tarafların aile büyüklerinden (baba ya da büyükbaba) bir kişi ya da kendi belirledikleri biri sözcü olarak alanda hazır bulunması gerekirdi. Yapılacak düellonun şartları, kullanılacak olan silahlar, varsa zırh ve benzeri ekipmanlar bu sözcüler tarafından kontrol edilirdi. Genellikle düello bitişi, taraflardan birinin yaralanması, birinin ya da her iki tarafın ölmesi, ya da gün batımıyla birlikte sona erdirilirdi. Bununla birlikte taç sahibi kişi tarafından her hangi bir sonuç alınmasa bile düello durdurulabilirdi.

Yargı dışı yasal olmayan düello ise çok özel bir olaydı ve gizlice yapılırdı. Bu nedenle yargı dışı düello konusunda yazılı kaynak bulmak oldukça güçtür. Bu tarz karşılaşmaların duyurusu elbette ki yapılmaz ve alan belirlemek için her hangi yazılı bir beyanda bulunulmazdı. Bu konudaki yasak, göz önünde bulundurulması gereken ciddi bir suçtu ve 1600’lü yılların sonunda doğru Katolik kilisesi yasa dışı düellolara katılan bireylere ceza olarak “aforoz” (dinden çıkarma) edilme cezası verirdi. Ayrıca yasa dışı düellolarda ölenlerin cenazeleri dini ritüellerin dışında tutulurdu.
Bir uygulama olarak düello, 1500'lerin sonlarına doğru dönemdeki doruk noktasına, ardından da 1600'lü yılların başında ve ortasında belirli aralıklarla zirvelere ulaştı. Savaş öncesi ve savaş sonrası dönemlerde var olan sorunları çözmek için düello yönetimi oldukça sık kullanılırdı.
Billaco, düello yapılmasını gerektirecek beş ana neden belirlemiştir.

  1. Kadın yüzünden
    2. Aile içi miras sorunları
    3. Kanıtı olmayan davalar
    4. Rakip klan ve guruplar arasında yaşanan sorunlar
    5. Kamu görevlileri arasındaki problemler

Aslında temelinde düello, iki birey arasındaki anlaşmazlıklardan ziyade iki rakip gurup arasındaki kavgaların doruk noktası olarak ortaya çıkmıştır.

İngiltere, İtalya, Fransa ve İspanya da yapılan düellolar mizaç ve felsefe olarak bir birlerinden farklılıklar gösterir. Fakat düellonun ve düelloda kullanılan “rapier” denilen (günümüz flöre silahına benzer) ince silahın ana vatanı olarak İtalya olduğuna inanılmaktadır. Bunun sebebi ise, bu konuda en çok yazılı kaynağın İtalyanlara ait olmasıdır. Bununla birlikte 1500’lü yılların başında İspanya’nın da düello konusunda kaleme aldığı yazılı kaynak sayısının oldukça fazla olduğu bilinmektedir. İngiltere’de ise düello da kullanılan “rapier” denilen silahları taşımak yasaklanmış, düelloya katılanlar ise halk önünde kafası kesilerek cezalandırılırlardı. Ünlü bir İngiliz kılıç ustası olan Silver, bu nedenden dolayı tüm İtalyan kılıç ustalarının ülkeden gönderilmesi için kraliçeye bir mektup yazar ve İngiliz kılıç ustalarının İngiliz geleneklerine bağlı kalmaları için gerekenlerin yapılmasını ister. Fakat bu talebine karşılık her hangi bir yanıt alamaz.

Silver İngiltere’de sözü geçen oldukça ünlü bir kılıç ustası ve başarılı bir askerdi. Buna rağmen İtalyan kılıç okulları yükselişini sürdürmeye devam etti ve bunlardan en ünlüsü 1576 da Londra’da açılan Blackfriars okuluydu. Diğer ülkelerden farklı olarak İngilizler yasal düellolardan çok resmi olmayan düellolara ilgi gösteriyorlardı. Fakat Fransızlar kadar tutkuyla bağlı değillerdi. Priantizm, kapitalizm ve özgür düşüncenin aksine hiyerarşinin daha baskın olduğu İngiliz topluluğunda düello yöntemi, daha çok anti-sosyal ve toplumdan yalıtılmış bireyleri tarafından tercih edilirdi. Fakat bahsi geçen diğer ülkelerde ise durum daha farklıydı Düellolar daha çok aristokrat, yaşadıkları çevrede sözü dinlenen ve saygı duyulan kişiler arasında gerçekleşirdi.
İspanya'da düello ancak kraliyet kararnamesiyle bir alan verildiği takdirde yasal olabilirdi. Her ne kadar sahanın alınması nispeten kolay bir başarı olsa da, Fransa ya da İtalya'da olduğu gibi gerçekleşmezdi. Yasadışı düellolara katılanlar ise sürgün edilir ya da infaz gibi ağır cezalar verilirdi. Başka bir teoriye göre yasa dışı düelloların İspanya’da daha az olmasının sebebi, hayvan dövüşleri ve boğa güreşi gibi kanlı sahnelerin bol olduğu organizasyonların fazla olmasının sebep olduğu inanılmaktadır.

İtalya ise düellonun hayat bulduğu ülke olarak anılmaktadır. Konuyla ilgili dönem metinlerin bir çoğu İtalya’da bulunmaktadır. İtalyan kılıç ustaları 16. Ve 17. Yüzyılın başlarında düello için halk arasında yaygınlaşmış olumsuz algıdan oldukça rahatsız olmuşlar ve Giovanni da Legnaro, Muzio, Possevino gibi isimler bu konuda çok ciddi çalışmalar yürütmüşlerdir. Şövalye ve kılıç sanatı İtalya’da 1300 yıllara kadar gitmektedir, derin bir tarihe sahiptir ve bu nedenle kılıç ustaları düello konusunda oldukça tutkuludur. Fakat 1560 yıllarında zirveye ulaşan düello bu tarihten sonra hızlıca düşüşe geçmiştir. Duello konusu İtalya’da diğer ülkelere göre daha baskın olmasına rağmen, yasa dışı ya da yasal olarak düello başvurusu çok daha az olmuştur. En çok düello yapılan ülke ise karakterleri gereği Fransızların olduğu söylenmektedir.

 

Eskrim Senin İçin Doğru Bir Spor mu 2
Eskrim Senin İçin Doğru Bir Spor mu - 1

Eskrim Senin İçin Doğru Bir Spor mu?

Eskrim Senin İçin Doğru Bir Spor mu?

William Spear - Kasım 27, 2017

 

Eskrim spor dalları içinde sanırım ki en fazla yanlış anlaşılan ve hakkında en çok yanlış ve eksik bilgiye sahip olunan branştır. Her hangi bir ortamda birinin eskrimci olduğu öğrenildiğinde en çok ZORRO benzetmesinin yapıldığını siz de tahmin edersiniz. Bu durum kimsenin suçu değildir. Çağımızda kılıç dövüşü filmler, tiyatro oyunları, TV Showları, filmler ve müzik klipleri aracılığı ile ana akım kültüre ait olmuştur. Bununla birlikte modern eskrim Hollywood muadillerinden çok daha az tanınmaktadır.

Bu makale Olimpik Eskrimin taşımadığı nitelikleri açıkça ortaya koyma girişimidir. Bu sayede eskrimi eskrim yapan özellikleri, eskrimi sevmemizin nedenini ve olması/olmaması gereken konuları ele alacağız. Konuyu detaylı anlayabilmek için Amerika’da yaygın olan diğer spor branşlarıyla benzeşimler/anolojiler çizeceğiz. Bu makaleyi okuduktan sonra, Olimpik  Eskrim sporunun yüksek düzeyde yapıldığında neye benzediğini daha iyi anlayacaksınız.

Eskrim Nedir?

Kılıç temelli köklere sahip olmasına rağmen eskrim, tarihsel oluşumundan gelişen modern Olimpik bir spordur dalıdır. Eskrim, iki yarışmacı arasında gerçekleşir ve size silah ile yapılacak olan dokunuş/vuruştan kaçınırken, büyük oranda keskin ve delici olmayan bir silahla rakibinizin yapacağı olası dokunuş/vuruşu önleyip, o size dokunmadan sizin ona dokunmanız üzerine kuruludur. Kendi içinde Epe, Flöre ve Kılıç olmak üzere üç farklı dala ayrılır ve temel yarışma kuralları aynı olmasına rağmen belirli farklılıklara sahiptir.

Eskrimi Diğer Sporlardan Farklı Kılan Nedir?

  1. Süratlidir: Eskrim patlayıcı kuvvet üzerine odaklı bir hız ve sürat spordur. Sayı alabilmek için maksimal kuvvette yapılan bu süratli ataklar 30sn kadar sürebilir. Kısa süren atak sırasında hedefe odaklanmak ve doğru zamanda dokunuş yapabilmek yüksek derecede konsantrasyon ister. Bir karşılaşma süresi 9dk dır ve her 3dk bir 1 dk mola hakkı vardır. Bir turnuvada karşılaştığınız rakip sayısını düşündüğümüzde toplamda turnuva boyunca ciddi derecede kondisyona ihtiyacınız olacağını tahmin etmiş olmalısınız.

 

  1. Olimpik Bir Branştır: Eskrim Olimpik bir spor olarak uzun bir geleneksel tarihe sahiptir. 1896'da ilk modern Olimpiyatlarda yer alması ve sadece dokuz spordan biri olması ilginizi çekecektir. Eskrim, güreş veya jimnastik gibi, Olimpiyat geleneğinde derin şekilde yerleşmiştir.

 

  1. Mental Yönü Baskındır: Eskrimdeki başarınız veya başarısızlığınız, rakibinizi hem fiziksel hem de zihinsel olarak yenme kabiliyetinize bağlıdır. Kararlarınızın kalitesi her zaman rakibinizin yaptıklarına bağlıdır ve bu nedenle iyi bir eskrimci olmak için rakibinizin taktiklerinde yer alan kalıpları tanımada çok dikkatli ve iyi olmanız gerekir. Rakibinizin, yaptığınız hareketlere karşı nasıl tepkiler verdiğini gözlemleyip olası hareketlerini öncesinden tahmin ederek bir strateji oluşturmanız gerekir. Eskrimin sıklıkla "fiziksel satranç" olarak adlandırılmasının nedeni de budur. İki eskrimci arasındaki fiziksel mücadelenin yanı sıra zihinsel bir savaştır.

 

  1. Kapsayıcı ve Dost Canlısıdır: Eskrim nispeten küçük fakat oldukça tutkulu bir topluluk arasında popüler olduğu için, topluluğun daha da büyümesi amacıyla yeni katılanlara yardımcı olmak ve eskrimi sevmelerini sağlamak için topluluk üyeleri oldukça isteklidir. Bu nedenden dolayı eskrimciler arasında sıkı bağlar söz konusudur. Camianın küçük olması sebebiyle turnuvalarda hep tanıdık yüzlerle karşılaşacaksınız ve zamanla yakın dostluklar kurmanız kaçınılmazdır.

 

  1. Eskrim Salt Olarak Dövüş Spor Değildir: Eskrim dövüş sanatlarına ait birçok nitelik barındırmaktadır fakat farklı olarak zihinde şiddet algısı oluşturan yumruk ya da tekme atma gibi aksiyonlar mevcut değildir. Eskrimde strateji güçten çok daha önemlidir. Ayrıca dünyanın en güvenli sporlarından biridir. Sporcuların yaralanmalarını engellemek için çelik örgüden oluşmuş maske yüze takılırken, vücudu gelecek darbelerden korumak için kevlar kumaşından yapılmış eskrim elbiseleri giyilmektedir. Yapılan çalışmalara bakıldığında badminton ve masatenisi gibi sporlarda oluşan sakatlık oranı eskrimden çok daha fazladır. Fakat bu, vücudunuzda hafif morluklar oluşmayacak anlamına gelmiyor.

 

  1. Bireysel Spordur: Eskrim 14m uzunluğunda ve 1,5m genişliğinde olan bir pist üzerinde oynanır. Fakat pist üzerinde iki eskrimciden fazla eskrimci bulunamaz, sadece siz ve rakibiniz olur. Eskrimde takım maçları da yapılmaktadır, fakat takım maçı esnasında pist üzerinde yine iki eskrimci bulunur. Takımları oluşturan tüm sporcular bir birleriyle teke tek maç yapar. Kaybetseniz de kazansanız da sonuç sadece size ait olur.

 

  1. Gerçekçidir: İçinde kılıç dövüşü barındıran filmlerde yapılan kılıç mücadeleleri pek gerçeği yansıtmamaktadır. Filmlerde kılıçları dakikalarca bir birlerine vurarak farklı kombinasyonlar yapılmaktadır. Fakat modern eskrimde ise böyle bir sahne yoktur. En fazla 1-2 kombinasyondan sonra çok hızlı bir şekilde vuruş/dürtüş yapılmaktadır. Ayrıca eskrimde modern çağımıza uygun olarak ileri teknoloji ürünler kullanılmaktadır.

 

Eskrimin Zorlukları:

Çok popüler bir spor olmamasından dolayı eskrim yapmak isteyen biri bu sporu nerede yapacağını, başlarken nelere ihtiyacı olduğunu bilemeyebilir. Bu bilgileri edinebilmek için araştırma yapmak ve doğru insanlarla konuşamak gerekir. Yeni başlayan biri, eskrim yeteneklerini geliştirmek için mutlaka bir partnere ihtiyaç duyar ve bu durumu sağlamak her zaman kolay olmayabilir. Basketbol, voleybol veya tenis yapmak istediğinizde yaşadığınız şehirde birçok uygun alan bulma şansınız olur. Fakat eskrim yapmak için bir eskrim salonuna, gerekli ekipmanlara ve bir de partnere ihtiyacınız vardır. Ekipmanları başlangıçta devam ettiğiniz kulüp size temin edebilir, fakat biraz ilerledikten sonra mutlaka kendi malzemenizi edinmeniz gerekir. İleri teknoloji ve yüksek derecede koruma özelliğine sahip bu ürünler biraz pahalı olabilir. Fakat malzemeleri bir anda almaktansa yavaş yavaş-adım adım edinmek çok daha uygun bir seçenek olur. Bunun yanında kurs ve bireysel olarak alınan silahlı ders ücretleri de diğer spor branşlarına göre daha pahalıdır. Bu, antrenörün her öğrenciye bireysel olarak zaman ayırması ve her öğrencinin bireysel özelliklerine göre antrenman programı hazırlamasından kaynaklıdır.

Eskrim kuralları diğer spor branşları gibi çok kesin ve net değildir. Örneğin, basketbolda top potadan içeriye girdiği zaman sayı olur, futbol ve hentbol topu kale çizgisini geçerse sayı olur. Fakat eskrimde yapılan tuşlar yoruma açıktır ve görevli hakem tarafından yorumlanır. Her karşılaşmanın hakemi ayrıdır ve maç boyunca hakemin kararlarına saygı duymalı ve onunla uyumlu oluma konusunda istekli olmalısınız.

Yukarıda anlatılan detaylar doğrultusunda hala bu sporun size uygun olup olmadığı konusunda emin değilseniz, aşağıda hazırlanmış kısa özete yeniden göz atmanız faydalı olabilir.

 

Eğer;

  • Sürat, çabukluk ve patlayıcı kuvvet gibi antrenman prensiplerine dayanan sporları seviyorsanız,
  • Fiziksel olduğu kadar zihinsel zorlukların üstesinden gelmekten haz alıyorsanız,
  • Bir gün Olimpiyat Oyunlarında yarışmak istiyorsanız,
  • Takım sporlarının aksine kazanılan başarının sadece size ait olmasını istiyorsanız,
  • Rekabetin yanı sıra dostluğunda ön planda olduğu bir spor topluluğu arıyorsanız,
  • Yaralanma/sakatlanma riski olmadan bir mücadele sporuyla uğraşmak istiyorsanız,

Eskirim sizin için uygun bir spordur.

 

Nasıl İzlenir 1
Nasıl İzlenir 5
nasıl izlenir 4
nasıl izlenir 3
Nasıl İzlenir 2
Nasıl İzlenir 6
nasıl izlenir 7
nasıl izlenir 8
nasıl izlenir main

ESKRİM MAÇI NASIL İZLENİR ?

Eskrim Maçı Nasıl İzlenir ?

William Spear November 16, 2017

Eskrim maçı izlemek son derece kafa karıştırıcı olabilir. Yeni bir seyirci için eskrim maçı genellikle elinde silah olan ve bir birini kovalayan iki insanın telaşı, yanıp sönen ışıklar ve maçı yöneten hakemin gizemli el-kol hareketlerinden başka bir şey değildir. Bu duruma ayak uydurmanız ve maç boyunca neler olduğunu anlamanız oldukça zor olabilir. Eskrim camiasında bulunan insanlar genellikle sosyal, açık fikirli ve yardımcı olma konusunda isteklidirler. Bu nedenle maç izlerken tecrübeli birinden kısa bir eğitim almayı deneyebilirsiniz. Fakat bazen konuyu kolay bir dille etraflıca anlatmak, jargonda bulunan kelimeleri anlaşılır bir şekilde çevirmek güç olabilir.

Bu makale seyirci olarak bir turnuvaya gittiğinizde maçları nasıl izleyeceğiniz ve olayları nasıl takip edeceğinizi öğrenmeniz açısından gerekli tüm detayları kapsamaktadır. Puanlama ve maç periyotları, sayının nasıl yapıldığını ve maç sırasında / sonunda hakemin ritüellerini ve yapılan en yaygın kural ihlallerinden bahsedeceğiz.

Bu makale eskrim turnuvasının genel yapısını, turnuva boyunca kiminle ne zaman karşılaşacağınız, klasman puan sistemi ve sırlamanın nasıl olacağı konularını içermemektedir. Bahsi geçen bu detaylar bir sonraki makalede detaylıca ele alınacaktır.

SAYI KAZANMA ve PERİYOTLAR:

Bir eskrim turnuvası “POOL” (pul) maçları ile başlar. Turnuvaya katılan tüm sporcular kendi aralarında gruplandırılır ve bu gruplar genellikle 5,6 ya da 7 kişiden oluşmaktadır. Her pul’de bulunan sporcular kendi aralarında 5 tuşluk maç yapar. 5 tuşu alan maçı kazanmış olur. 7 kişiden oluşmuş bir pul’de yer alıyorsanız, bu 6 kişiyle maç yapacaksınız anlamına gelir ve her bir maç için 3dk zamanınız vardır.

Pul maçları tamamlandıktan sonra eleminasyon maçlarına geçilir. Epe ve Flöre eleminasyon maçları 3 periyotdan oluşur ve 15 tuş üzerinden oynanır. Her periyod arasında dinlenmek ve antrenörle kritik yapmak için 1dk zamanınız vardır. Üç periyodun sonunda en fazla puan almış sporcu maçı kazanmış olur (zaman bittiğinde kimse 15. skora ulaşmadıysa önde olan maçı kazanmış olur). Süre bitiminde beraberlik durumu söz konusuysa yazı-tura atılır ve kazanan taraf avantajlı duruma gelir. Avantaj şu anlama gelmektedir; süre bitiminde yine beraberlik durumu söz konusuysa fazladan 1dk boyunca mücadele devam eder ve eğer bu süre sonunda yine beraberlik oluşursa yazı-tura sonucu avantajlı olan taraf maçı kazanmış sayılır.

Kılıç branşında eleminasyon maçları ise iki periyottan meydana gelir. Tuş alma süreci diğer branşlara göre oldukça kısa olduğundan süre çoğunlukla tutulmamaktadır. Maç esnasında 8. tuşa ulaşıldığında 1dk mola verilir ve ardından ikinci periyot başlar. İkinci periyot sonucunda 15. Tuşu alan maçı kazanmış olur.

PUANLAMA NASIL YAPILIR?

Eskrime yeni başlayan biri ya da ilk defa eskrim maçı izleyen biri için puanlama konusu anlaşılması ve aktarılması en zorlayıcı olan konuların başında gelir. Bu nedenle konuyu ele alırken anlaşılması en kolay silah olan EPE den başlayalım.

EPE:  Epe branşı eskrimin en temel kuralı üzerine odaklı bir daldır. “Ölmeden önce öldürmek” yani rakibiniz size dokunuş yapmadan önce silahınızla sizin ona dokunmanız üzerine kuruludur. Geçerli tuş alanı ise kafadan başlar ve ayak parmaklarına kadar iner, yani vücudunuzun her bölgesi geçerli tuş alanını oluşturmaktadır. Tuşu aldığınızda bulunduğunuz tarafa göre (hakemin solu ya da sağ tarafı) kırmızı ya da yeşil renkte ışık yanar. Yanan bu ışıklar sayının yapıldığını gösterir. Eğer epede her iki tarafta aynı anda tuş yaparsa (yeşil ve kırmızı ışık aynı anda yanarsa) her iki tarafa da sayı verilir. Fakat eskrimcilerden biri diğerine oranla çok küçük farkla biraz daha geç dürtüş yaparsa sistem, otomatik olarak vuruşu geç yapanın elektrik akımını keser ve tek ışık yanmasını sağlar.

ATAK ÜSTÜNLÜĞÜ (Right of Way):  “Right of Way” terimi her iki eskrimcinin tuş bölgesine geçerli bir vuruş yaparsa, hangi eskrimcinin puan kazandığını açıklayan terimdir. Bu durumun tam olarak ne anlama geldiğini öğreneceğiz. Fakat öncesinde kılıç ve flöre için geçerli tuş nedir ve nasıl yapılır ona  bakalım.

FLÖRE:         Bu branşta EPE ‘de olduğu gibi tuş, silahın ucuyla yapılmalır ve puandere denilen silahın uç kısmı geçerli tuş alanı üzerine minimum 500g kuvvetinde bir baskıyla gelmelidir. Geçerli bölge alanı sadece vücudun gövde kısmıdır. Bacaklar, kollar ve kafa geçerli tuş alanına dahil değildir. Flöre müsabakalarında geçerli alanı kaplayan iletken bir yelek bulunmaktadır ve tuş sadece bu iletken alana yapılmaktadır. Geçerli alana tuş yapıldığında diğer branşlarda ki gibi renkli (yeşil ya da kırmızı) ışık yanacaktır. Fakat geçerli olmayan bir alana (kafa, kol ya da bacak) tuş yapıldığında renkli ışık yerine beyaz ışık yanar. Beyaz ışık geçersiz tuş alanına yapılan dürtüş anlamına gelir ve sayı verilmez.

KILIÇ:            Epe ve Flöreden farklı olarak kılıç, daha çok dürtüş yerine kesme şeklinde yapılan vuruş hareketlerine sahiptir. Tuş sadece silah ucuyla değil “tas” denilen bölüm dışında silahın her hangi bölümüyle yapılabilmektedir. Kılıç branşında geçerli alan belden yukarı olan her yeri kapsamaktadır. Kafa, kollar gövde geçerli tuş alanını oluşturmaktadır. Geçerli tuş alanı aynı Flöre branşında olduğu gibi iletken bir yelekle kaplıdır. Geçersiz alana vuruş yapıldığında ise ne renkli ne de beyaz ışık yanar, yani aksiyonu bozacak her hangi bir durum oluşmaz. Eğer beyaz bir ışık görürseniz bu elektrikli ekipmanda oluşan bir arıza anlamına gelir.

ATAK ÜSTÜNLÜĞÜ: Daha önce de ifade ettiğim gibi “atak üstünlüğü” teriminin tam olarak anlaşılması ve karşı tarafa doğru bir şekilde aktarılması zordur. Fakat makalede bu konuyu en basit şekilde anlatmaya çalışacağım.

Eskrim maçı izlerken dikkat edilmesi gereken ve en çok kafa karıştıran iki durum söz konusudur. Bunlardan ilki; iki eskrimcinin aynı anda tuş alanına geçerli bir vuruş yapması. İkinci durum ise; bir eskrimci vuruş yapmaya çalışırken diğerinin savunma yapmaya çalışmasıdır. “Right of Way” her iki eskrimci de geçerli alana tuş yaptığında sayıyı kimin aldığını açıklar. Bir eskrimci atağını diğerinden daha erken/hızlı başlatmışsa sayıyı o alır. İlk senaryoda tuşu kimin aldığı bu yolla belirlenir. Uluslararası eskrim federasyonu tarafından belirlenmiş kurallara göre atak başlangıcı hedefe doğru gerilmiş bir kol ile yapılan tehditle başlar. Pratikte Kılıç ve Flöre atakları bir birinden oldukça farklı görünür. Flörede atak başlangıcı/kaynağı olarak hedefe doğru yapılmış ilk uzanış daha fazla önem taşımaktadır. Kılıçta ise atak başlangıcı/kaynağı olarak ileri doğru yapılmış ilk adım/çıkış önem taşımaktadır. Unutmayın ki burada kimin daha önce dürtüş/vuruş yaptığından ziyade, agresif atağın nihai sonuca ulaşması için yapılan hareketler dizinini önce kimin başlattığı önemlidir. Saldırıyı/atağı ilk başlatan kişi atak üstünlüğünü (Right of Way) elde etmiş olur ve her iki tarafın ışığı aynı anda yansa bile atak üstünlüğünü elde etmiş olan eskrimci sayı kazanmış olur. Örneğin kılıçta, A sporcusu atak yapıp rakibine doğru hızlıca ilerlerken B sporcusu hiçbir şey yapmadan geri kaçıyorsa ve pist sonuna doğru her iki eskrimci de aynı anda bir birlerine geçerli dokunuş yaparsa A sporcusu atak üstünlüğü sebebiyle sayıyı kazanmış olur.

Bununla birlikte tecrübeli eskrimciler, atağı daha önce başlatmış rakip karşında sadece geri kaçıp atağın sonunda aynı anda dokunuş yapsa bile sayı kazanamayacağını bilir. Bu sebeple yapılan atağı savuşturup atak üstünlüğünü ele geçirmeye çalışır. Bu yukarıda bahsedilen ikinci senaryoyu tanımlamaktadır.

Yapılan saldırı/atak başarısız olursa atak üstünlüğünü kaybetmiş ve karşı tarafa kaptırmış olursunuz. Bir atağın başarısız olmasının iki sebebi vardır. Biri, atak sonucunda hedefe dokunuş yapamayıp basitçe “pas” geçtiği durum, diğeri ise rakibin savunma yaptığı durumdur. Eğer savunma yaptıktan sonra (ki atak üstünlüğünü kazanmış olur) geçerli alana tuş yaparsa buna “RİPOST” denir. Bu da her iki eskrimci atağa aynı anda başlamışsa ve atakların sonunda her iki eskrimcide aynı anda geçerli alana vuruş yapmış olmasına rağmen, tuş öncesinde savunma (PARAT) yapmış olan taraf sayıyı kazanmış olur. Bu hareket bütününe “ Parat Ripsost” denir.

Flörede bir eskrimci geçerli tuş alanı dışına dokunuş yaptığında (beyaz ışık yandığında), yani geçerli bir tuş olmasa bile hakem maçı durdurur ve pozisyon analizi yaparak gerekli kararı verir. Kimseye puan verilmez ve maçı kaldığı yerden yeniden başlatır. Bu durum kılıçtan tamamen farklıdır. Çünkü kılıçta tuş alanı dışına vuruş yapıldığında beyaz ışık yanmaz ve aksiyon bozulmaz. Aksiyon, eskrimcilerden biri geçerli tuş yapana kadar devam eder. İki eskrimci aynı anda ataklarına başlamış ve her iki eskrimcide atak üstünlüğünü elde edecek her hangi bir parat ya da benzeri bir hareket yapmıyorsa ve her ikiside geçerli alana tuş yapıyorsa “beraber atak” olmuş sayılır ve kimseye puan verilmez. Hakem “simultaneous attack” kararı verir ve maçı yeniden başlatır.

Aşağıda, ikinci durum karşısında kimin puan alacağını belirlemek için uygulanması gereken düşünce sürecini anlamaya yardımcı olmak için tasarlanmış basit bir diyagram sunulmaktadır - bir eskrimci vurmaya çalışırken diğeri savunmaya çalışmaktadır.

HAKEM EL İŞARETLERİ:

Şu an için genel olarak eskrimde bir puanın nasıl kazanıldığı konusuyla ilgili eskisine oranla daha fazla bilginiz mevcut. Müsabaka esnasında hareketleri dikkatlice izlediniz ve sonrasında hakemin bir takım el-kol hareketleri yaparak eskrimcilerden bir tanesinin hanesine bir puan eklediğini gördünüz. Kimin tuş aldığını hareket esnasında tam olarak anlayamadıysanız, hakemin analizi (el-kol hareketleri) sonucunda puanın nasıl kazanıldığına dair daha net fikriniz olur. Peki bu el-kol hareketlerini nasıl yorumlamanız gerekli?

Bir Dokunuşun Başlangıcı ve Bitişi:

Hakem maçı başlatırken eskrimcilere şu komutları verir.

  1. En Garde
  2. Hazır
  3. Başla

Ekteki görselde yine aynı sırayla komutlara ait el hareketlerini görebilirsiniz.

Başla komutundan sonra her hangi bir eskrimci dokunuş yaptığı takdirde hakem elini kaldırarak “HALT”  (dur) komutunu vererek maçı durdurur. Fakat eskrimciler açık bir şekilde durmalarını gerektirecek olan dokunuşu yaptıklarında hakem “dur” komutunu vermeyebilir. Çünkü maç otomatik olarak duracaktır.

Aksiyon Analizi:

Temas/dokunuş sona erdikten sonra, hakem neler olduğunu açıklayacaktır. Hakem, yukarıdaki “atak üstünlüğü hakkı” bölümünde tartıştığımız tüm detayları aramaktadır. Hakem el hareketlerinde göreceğiniz ilk şey, saldırının ne taraftan geldiğini gösteren "saldırı" hareketi olacaktır.

Yapılan atak sone erdiğinde hakem aksiyon analizi yapar ve bu analiz sırasında hakem bir takım tanımlamalar yapar örneğin;  atağın parat ile karşılanmış olması, atağın pas geçmesi ya da geçerli alana dokunuş yapılamadığı gibi. Şimdi bu tanımlamaları temsil eden el hareketlerine bakalım.

Sol tarafta bulunan eskrimcinin yaptığı karşı dokunuş

Başarısız atak (nihai hedefe ulaşamamış atak)

Atağa uygulanmış blok “PARAT”

Geçersiz tuş bölgesine yapılmış atak

Cezalar:  

Hakemin puanlama dışında sporcular belirli kurallara uymadığı takdirde bir takım cezalar da verme hakkında sahiptir. Eskrim kurallarını çok iyi bilmiyorsanız hakemin neden ceza verdiğini anlamanız güç olabilir. Bununla birlikte, gördüğünüz en yaygın kural ihlallerinden bazılarının yanı sıra çeşitli cezaların ne anlama geldiğini de ele alacağız.

Sözlü Uyarı: Diğer cezalar gibi resmi bir yaptırımı yoktur. Hakemin sözlü uyarısı şu anlama gelir; "Hey, yaptığın şeyi beğenmiyorum. Tekrar yaparsan sana bir kart vereceğim” Birçok hakem yapılan küçük ihlaller karşısında kart vermek yerine sözlü uyarılarda bulunur. Örneğin, komut verilmeden maça başlama ya da başlama çizgisinden başlamama gibi.

Sarı Kart:  Yapılan küçük ihlallere karşı verilen bir cezadır. Sarı kartın tek başına bir işlevi bulunmamaktadır. Fakat aynı maç içerisinde birden fazla sarı kart alındığında, ikinci alınan kart sebebiyle ilk alınan kart kırmızı karta dönüşür. Örnek olarak; bir eskrimci maça arızalı ekipmanla çıkarsa maç başlamadan hanesine sarı kart cezası eklenir. Hakem sporcudan malzemesini değiştirmesini ister. Fakat sporcunun getirdiği yedek ekipmanı da arızalı çıkarsa ilk aldığı sarı kart kırmızı karta dönüşür.

Kırmızı Kart: Orta dereceli ihlaller için verilen cezadır. Kırmızı kartın ne alama geldiğini net bir şekilde anlamak için daha önce verdiğimiz örnekten devam edelim. Bozuk malzemeyle maça çıkan sporcunun getirdiği yedek malzeme de bozuksa ilk aldığı kart kırmızı karta dönüşür ve maç başlamadan 1-0 malup şekilde maça başlar. Eğer maç içinde bir ihlal daha yaparsa, otomatik olarak yine bir tuş kaybeder ve durum 2-0 olur. Maç bittikten sonra diğer maç için her şey sıfırlanır.

Siyah Kart: Şiddetli kural ihlalleri için kullanılır. Siyah kart sporcuyu turnuvadan uzaklaştırır (sadece sporcu değil, bu hakem, antrenör ya da seyirci olabilir). Durumun ciddiyetine bağlı olarak uzaklaştırma birden fazla turnuva ya da birkaç sezon için olabilir. Genellikle şiddet içeren  sportmenlik dışı davranışlar karşısında uygulanmaktadır.